Pazar , Ekim 21 2018
Anasayfa / Hayat'ın İçinden / Kültür Sanat / Bütün Saadetler Münkündür Filmi

Bütün Saadetler Münkündür Filmi

Bütün Saadetler Mümkündür  filmi çok sayıda televizyon dizisinde senaristlik yapan Selman Kılıçaslan’ın ilk uzun metrajlı filmi oldu. Yönetmen Kılıçaslan’ın kuzeni Ali ile lise yıllarına dayanan hatıralarından esinlenen, aşk hikâyesi ile başlayan ama esasında bir manevi arayışı konu ediyor. Filmin çekimlerinin büyük bir bölümü Sakarya’da geçmekte ve oyuncu kadrosunda Kemal Uçar, Arif Erkin, Ruhi Sarı ve Nilay Erdönmez gibi önemli oyuncuları barındırıyor. 36. İstanbul Film Festivali kapsamında Atlas Sineması’nda gösterimi yapılan filmin ilk izleyicilerinin genel görüşü duygusal, samimi ve iyi niyetli bir film olduğu yönünde.

Filmin Konusu:

Mühendislik öğrencisi Ali, okuduğu küçük şehirden ayrılarak Erasmus projesiyle yurtdışına çıkma hayalleri kurar. Bununla beraber kendisini tanımaya çalıştığı, hayata dair sorular sorduğu bir arayış sürecindedir. Sakin hayatı, türkü kafede solistlik yapan Gülce’den hoşlanmasıyla beraber hareketlenir. Bir hemşire adayı olan Gülce, yaşadığı maddi sıkıntılarını aşmak için Adapazarı’nın eski mahallelerinden birinde yaşlı ve yalnız bir adam olan Mevlüt’ün bakıcılığını yapmaktadır. Gülce’ye yakınlaşarak onu tanımaya başlayan Ali, Mevlüt’ün de hikâyesine ortak olur. Ali arayışını bu karşılaşmanın eşiğinde sürdürür, cevabını kitaplarda bulamayacağı bir soruyla beraber: Bütün saadetler mümkün müdür?

Yönetmenin Düşünceleri:

“Bir delikanlının kimsesiz bir ihtiyarı sahiplenmesiyle birlikte hizmet ederek olgunlaşmaya başlaması… Takdir görmeden de iyilik yapabilmenin zorlukları, yaşanılan gelgitler… Bir taraftan fedakârca vicdanın yanında saf tutmak diğer taraftan da kişiye daima kendi menfaatine sadık kalmasını telkin eden dünyaya meyil etmek… İyilik, kötülük, fedakârlık, bencillik… İnsanın hepsini, bütün bu yükü, bir arada iç içe geçmiş şekilde üstlenmesi… Dünyanın her an, nefes aldıkça devam edecek bir imtihan olduğu hakikati… Bütün bu bağlamlarla beraber hikâyenin bende heyecan uyandıran yanı, hayata dairliğiydi. İlk bakışta yanından yürüyüp geçilebilecek bir hikâyenin başka bir nazarla belirginleşip, bir gaye uğrunda yürünebilecek bir yola dönüşmesi… Ortada yazılı bir metin olmayan zamanlardan bugüne, hikâyenin içimde asılı bir kandil gibi yanmasının anlamını böyle özetleyebilirim.

Bütün Saadetler Mümkündür, sade ve derin bir üslupla yaşamış ve yazmış olan şair Ziya Osman Saba’nın bir şiiri. Şiir, filmin anlam dünyası içinde önemli bir yerde duruyor. Saadetin insanın bencilliğinden sıyrıldıkça aralanan bir kapının ardında durduğunu fısıldıyor.

Filme ilham veren hikayenin, geçmişten süzüldüğü şekliyle doğduğum ve yaşadığım şehir olan Adapazarı’nda geçiyor olmasından dolayı ilk film projemi bu tanıdık zeminde gerçekleştirmek istedim.”

Bizde Gusse olarak şehrimizin ve kültürümüzün beyaz perdede tanıtımını yapacak olan bu güzel filme başarılar diliyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir